logo
Ana Sayfa   Forum   Ara Takvim Giriş Yap Kayıt
*

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

Sayfa: [1]   
  Yazdır  
Gönderen Konu: Sanat, Sanat İçindir  (Okunma Sayısı 4269 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
DWG22
Denetmen - Site Yöneticisi
*

Toplam Puan : 1553
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Birim:
Mesaj Sayısı: 8671



« : Ocak 01, 2012, 03:20:25 »


Şöyle bir baktığınızda bu yazının, RETürk hatıraları ile ne işi var diyebilirsiniz? Aslında bir bakıma haklısınız da; çünkü düşünce ve kavramsallık yönünden RETürk'ü daha önce anlamamış olmanız gayet normal. Konuyu RETürk'ün tasarımı ve kullanılan bannerlar olarak ele alacak olsam dahi, mümkün olursa bu yazıda, asıl olarak RETürk'ün düşünce ve kavramsallık yönü üzerinde durmaya çalışacağım.

Şimdi böyle diyorum, ama işin açıkçası bu yazıyı, hep iki farklı konu hâlinde yazarım diye düşünmüştüm. Sitenin tasarımını ayrı bir konu olarak, şu zamana kadar kullanılmış site afişlerini, yani bannerlarını ise ayrı bir konu olarak derlemeyi planlıyordum; ancak sonradan fark ettim ki, ikisinde de bahsedeceğim şeyler, yalnızca bir bütünün yarısından bahsetmek olacaktı. Bu yüzden ikisini tek bir başlıkta anlatmayı daha makul gördüm.

Eskiden hep, "Sanat, toplum içindir" görüşünü benimserdim. Zaten öyle olması gerekirdi. Toplum için verilmeyen bir sanatın ne anlamı vardı ki? Böyle bir saçmalık olabilir miydi? Sanat, sanat içindir diyenlerin nasıl mantıklı bir amacı vardı ki? Önceleri böyle düşünürdüm işte; ama her nasılsa Resident Evil Türk'le tanışıp, site adına bir şeyler yapmaya başlayınca bendeki bazı düşünceler değişmeye başladı ve RETürk'ün atladığı her aşamada, bu düşüncenin kaynağı daha da beslendi. En sonunda da gerçekten sanatın, sanat için olduğunu anlayıp, bunu bilinçaltıma yedirdim. Başka bir anladığım şeyse; sanat adına bir şeyler ortaya koymamış birinin, bu ikili düşünce arasındaki kararının ne kadar değişken olduğuydu.


Bir sanatçı, eğer sanatını toplum için arz ediyorsa, en başta eserinin taşıdığı anlamı, sonra da kendi hayal gücünü net bir şekilde bastırmış, sınırlandırmış oluyordu. Hâliyle bu da, verilecek eserlerin daha önceki akranlarıyla benzerlik göstermesine illaki sebep olacaktı. Resident Evil Türk'ün bana öğrettiği bu değere göre toplum için verilen her eser, sanatsallıktan uzaklaşmaya yüz tutmuş demekti.

Bu düşüncelerin oluşumu ne zaman meydana gelmişti ve daha da önemlisi bu düşünceler, bana ne zaman ulaşmıştı? Şüphesiz hepsi, dibe batmış RETürk'ü, enkazın altından çıkardıktan sonraki dönemde başladı; ancak bu düşüncelerin, bana ne zaman ulaştığını ben dahil kimse bilmiyor. Buna rağmen her şeyin, Allah'ın izin verdiği bir ilhamla başladığını biliyorum.

Sitenin şu anki mevcut tasarımından önceki görünüm, vasat bir temel sunuyordu ve bu anki hâline nasıl geldiğiniyse, hatırlayamadığımdan uzun uzadıya anlatamayacağım. Evet hatırlayamıyorum; çünkü bu Allah'ın dilediğine ulaştırdığı ilham öyle bir şey ki, bir anda geliyor ve sanki o anda düşündüklerin, senin düşündüklerin değilmiş; yaptıkların, senin yaptıkların değilmiş gibi oluyor. Her şey bir anda gelişiyor ve bunun sonucunda ortaya çıkan şeye baktığınızdaysa, Allah'ın kudretine hayran kalıyorsunuz. Nitekim sonunda farkına varıyorsunuz ki, böyle bir şeyi basit bir canlı olarak tek başınıza ortaya çıkartamazmışsınız.

Bu duyguyu ilk yaşadığım zaman, RETürk simgesini tasarladığım zaman olmuştu sanırım. Elbette üstteki yazdıklarımı, asıl olarak yoğun bir şekilde çöküş evresinden sonra yaşadım; RETürk simgesinin tasarımı, benim için anlık bir şans, daha doğrusu Allah'ın kuluna bir yardımıydı. RETürk simgesine baktığınızda ne gördüğünüzü tahmin edemem, belki de hiçbir şey göremiyorsunuzdur. Belki de yalnızca basit bir logo olarak tasvir ediyorsunuzdur onu. Düşünceniz böyleyse, size yanılıyorsunuz diyemem; ama simgesel özellik taşıyan öğelere değer katan şeyin, onlara verilen anlam olduğunu kesin bir dille söyleyebilirim. Misal vermek gerekirse Türk bayrağı, bizim için neden bu kadar değerli? Başka birileri, bizim bayrağımıza verdiğimiz değeri anlayamaz öyle değil mi? Biz de, anlayamadılar diye onlara kızmayız... İşte RETürk simgesindeki düşüncüleriniz de, tam olarak bizim için böyle.


Bu simgede yatan zorlukları fark edip onun taşıdığı acıları görebilmeniz, şüphesiz paha biçilemezdir. O yüzden bu durumun farkında olanları tebrik ediyorum; çünkü biz, bir simge tasarlayarak zor bir şeyi başardık; ancak siz, o simgeye anlam yükleyerek daha zorunu başardınız.

RETürk simgesi artık kalıplaşmış bir görünüme sahip, burası doğru. Doğru olmayan kısmıysa bu simgeyi benim yapmış olmamdır. Doğrusu, bu simgeyi gerçekten de ben yapmadım. Eğer ben yapmış olsam, tekrardan aynısını rahatlıkla yapabiliyor olmam gerekirdi; fakat bunu yaparken ne tür efektler kullandım, nereden neyi kestim, hiçbirini hatırlamıyorum bile. Besbelli ki bunu bana yaptıran kişi Allah olduğundan, bu simgeyi ben yaptım diyemem ve yöneticilerin her biri de, bu simgenin bir anda nasıl ortaya çıktığına şahittir.  


Buradan yola çıkarsak bir sitenin, belli bir seviyeye geldikten sonra en çok zorlandığı şey, siteyi taşıyacak simgesel bir unsurunun olmamasıdır. Bizse, bunu biraz erken yaşadık. Hani hemen bir önceki cümlemde demiştim ya, "Bir sitenin, belli bir seviyeye geldikten sonra en çok zorlandığı şey, siteyi taşıyacak simgesel bir unsurunun olmamasıdır" diye, işte biz bir simge oluşturmuştuk çok şükür; ama öyle bir durumdaydık ki, bu sefer de site, o simgenin altında eziliyordu. Tüm dürüstlüğümle söyleyebilirim ki, yönetim olarak RETürk simgesine büyük değer verdik. Hatta RETürk simgesi, çoğu zaman Resident Evil'ın önüne bile geçti. Resident Evil Türk'ün tasarımı bile, ekseriyet bakımından Resident Evil'a göre değil; Resident Evil Türk'e göredir. Zate bu da, RETürk'ün tasarımını güçleştiren başka bir büyük etken oluyor.

Bunlardan ötürü, bu sitenin tasarımı için elimden gelenin her zaman bu kadar olduğunu söylemişimdir. Tabii ki bu sitenin tasarımlarını beğenmeyenler var. "Hangi çömez yapmış bu siteyi" diyenleri de çok duydum. Hatta yöneticilerden bile bu tasarımı sevmeyenler olduğuna eminim. İşin aslı şu ki; ben bir tasarımcı değilim. Ben, bu işi tamamen o anki teşvikle geliştirerek yaptım. Bu sebeple sizden övgü filan bekliyor değilim; çok üzgünüm ama her şey arzu ettiğimiz gibi olmuyor. Sizce ben, bu sitenin renk yoğunluğu açısından mavi olmasını mı istiyordum? Hayır, fakat klasik Resident Evil'ı yansıtan renk budur. Elimden gelse ben de, RETürk'ün çok üstün bir tasarıma sahip olmasını isterim. O yüzden bu tasarımı eleştirecekseniz, çözümünü de yanınızda getirip eleştirin.

Tasarımı bir kenara bırakıp, şu zamana kadarki Resident Evil Türk için belirli zaman aralıklarıyla, kimisi kötü kimisi iyi, belli başlı yapılan bannerlara göz atalım. Normalde bizim gibi forum tabanlı sitelerin, banner olarak kullandığı şey; site isimlerinin yer aldığı bir logoyla bütünleşmiş banner türüdür ve belki de en iyisi böyledir. Çünkü bu sayede, o afiş hiçbir zaman eskimez, her daim güncelliğini koruyabilir. Öyle ki o çalışma üzerinde belirgin bir yoğunluk da açıkça vardır. Birkaç ay önce ben de, diğer sitelerle aramızdaki bu ayrımı düşünürken önceden duyduğum bir şeyi, gene başka birisinden duydum: "Sizin sitenin neden iki tane banneri var?". Garip bir şekilde, tam bu düşüncemin üzerine sorulan bu soru, gerçekten de bizim iki adet banner kullandığımızı pekiştirmiş oldu. İlki Resident Evil Türk'ü simgeleyen Wesker ve Anka'nın birlikte bulunduğu resim; ikincisiyse Wesker'in RETürk simgesi önündeki oturan tasviri. Halbuki bizim için Wesker ve Anka kuşunun bulunduğu resim gayet yeterli olacak nitelikteydi. Gerçekteyse, Wesker ile Anka kuşunun bulunduğu o resmi yaparken, durumu hiç böyle değerlendirmemiştim. Nitekim bazı zamanlar, ben bile Wesker ve diğerlerinin bulunduğu afişi kaldırsak mı diye düşünmüştüm; ama hayır, kendiliğinden ortaya çıkmış bu şekil, RETürk'e özgü bir şeydi. İstemsiz bir şekilde oluşan bu görünüm, hiç şüpheye yer yok ki yine Allah'ın ilhamıyla meydana gelmişti.


Her ne kadar utandırıcı olsa da ilk yaptığım çalışma bu denilebilir. Bu çalışma banner olarak hiç kullanılmadı; ama benim site tasarımını üstlendiğim zaman boyunca yapılan bannerların temeli, bunun üzerinden esinlenilmiştir. Bu çalışmada herhangi bir sanatsallık ya da mesaj verme durumu söz konusu değil. Sadece photoshop programını yeni öğrenen birinin yaptıkları.


İşte benim site için ilk çalışmam. Aynı şekilde, bu da fazlasıyla basit ve bir anlam taşımaktan çok uzak. Daha sonradan aynı çalışma üzerinde karakter eklemeleri ve karakter yenilemeleri dışında pek bir şey olmamasına rağmen onlara da biraz sonra yer vereceğim.


Resident Evil Türk'ün tasarımı sırasında oluşturulmuş bir çalışma. Kullanım süresiyse oldukça kısa olmuş ve neredeyse 1 günü bile geçmemiştir. Ancak bu çalışmanın özünde, afişlerde kullanılan karakter bolluğunun önünü kesmek için ortaya konan bir çaba söz konusudur. Lâkin o zaman için fazlasıyla erkendi benim için.


Daha sonra bazı karakter güncellemeleriyle beraber tekrardan bu bannera dönüş yaptık; ama buradaki asıl önemli olan mesele, RETürk simgesinin ilk defa oluşturularak kullanıldığının kanıtı olmasıdır.


Bu çalışmaysa, Resident Evil Türk'ün çöküş dönemi anısı için yapılmış olmasına rağmen hiç yayınlanmamış, daha yapıldığı anda iptal edilmiş bir afiştir. Muhtemelen yöneticilerin bile bu afişten haberi olmamış olabilir. İptal edilmesi de isabet olmuş açıkçası. Ne de olsa fazlasıyla göz yoran ve gereksiz kalabalıkla doldurulmuş bir çalışmaydı.


Ve benim ilk sanatsal çalışmam olarak yorumladığım afiş. Sanatsal olmasa bile verdiği bir mesajın olması, onu diğer çalışamlardan ayrı kılıyordu ve çalışmada uygulanmış tema da, bir o kadar anlamlı olduğundan değerini arttırıyordu. Bu bannera kısmen, RETürk'ün tarihsel bir materyeli olarak da bakabiliriz aslında. Ne yazık ki çalışmayı tek gölge düşüren şey; yarı yarıya İngilizce dilinin etkisinde olması. Bunun dışında RETürk'ün çöküş evresini, çok iyi yansıttığı su götürmez bir gerçek. Wesker'in bir enkaz önündeki duruşuyla sergilediği vakur eday, ileriki çalışmalarda ankanın da olacağının göstergesi bir nevî. "Sanat, sanat içindir"e uygun bir çalışma gibi dursa da rahatlıkla herkesin anlamasına olanak verir cinsten.


Benim gerçekten çok değer verdiğim, içimden gelerek yaptığım bir çalışmaydı; ancak yönetim tarafından beğenilmemesi beni, onu değiştirmeye itti. Yine de, anlam olarak çok şey ifade etmese de, görsel olarak güzel gözüktüğüne inandığım çalışmalardan bir parçaydı. Çalışmanın üstünde görünen yarı oval ışık huzmesiyse RETürk'ün bir felsefesinden ileri gelmektedir. İnşallah son bannerda onu da anlatacağım. Ek olarak bunun bir de yazılarla bezenmiş alternatif bir şekli vardı ve karakterler arasındaki bağı anlatan kelimeler olduğu için çalışmaya daha fazla değer kattığını söyleyebilirim.


Bir önceki çalışmam ağır şekilde eleştirildiği için onu değiştirmek zorunda kalmış ve bu doğrultuda genel olarak yeşil rengin hakim olduğu sitenin de renk ayarını değiştirmemin gerektiğini düşünmüştüm. Özellikle Alper abinin bu konuda, Resident Evil'ın ana temasına uygun olması için beni yönlendimesi etkili olmuştur.

Herhangi bir mesaj kaygısı taşımayan, basit bir çalışma olarak gördüğüm bu afiş, en azından görsellik açısından sitenin yeniliğine ayak uydurabilmeyi başarmıştı.


28 Eylül anısına yapılmış anlamlı bir çalışma. Maalesef ki hâlâ İngilizce'nin etkisini çalışmalara yansıtmam, eksik yönüm. Bunun dışında farklılık yoluna giderek başarıyla gif sistemini kullanmam, bannerı daha ilgi çekici yaptığı yadsınamaz.


Resident Evil Türk'ün yıldönümü... Anka ve Wesker'in kullanıldığı bu bannerda, RETürk'ün yükselişi tasvirleniyor. Bunun dışında Wesker'in arka tarafında zoraki olarak görünen kapı, katedilen yolu gösteriyor. Yine üstte bahsi geçen yarı oval ışık huzmesini burada da kullanmışım. RETürk'ün sabit bannerı olmayı hak eden bir görünüm çizse de önceki mavi ağırlıklı bannera geçilmesi uygun görüldü.


Belki en uzun süre kullanılmış Resident Evil Türk bannerına geldik. Üzerinde oldukça uzun süreler boyunca çalıştığım ve flash olarak hazırladığım bu banner, genel olarak beğeni görmemesine karşın gayet iyi bir temaya sahipti. Çoğu kişi Wesker'in pozisyonuna anlam veremediği için yerilen bu resimde Wesker,  RETürk simgesi önünde diz çökmüş bir şekilde duruyor. Bunun asıl altında yatan mesaj ise; yükselmekte olan RETürk'ün, yükseldiği yerden, geçmişte olduğu gibi tekrardan düşme kaygısını taşımasıdır.

Şurası bir gerçek ki beklenmeyen bir yıkım, kişiyi yıldırmaz; ancak beklenen bir yıkım, şahsı mahveder. Bu bannerda, Resident Evil Türk'ün hızlıca katettiği yolu, tamamlayamayarak yavaşça gerileme korkusuna delalet ediliyor. Çöküşteki gibi bir anda her şey bitse, bunun üstesinden gelinip geçmiş unutulabilir; ama yavaş yavaş eriyip giden şeyleri, tekrardan bir bütün hâline getirme çabaları, yalnızca çökmekte olan bir devletin yapacağı şeydir. Bu yüzden hiç kimse, bu çalışmanın değerini anlamaya vakıf olamadı, daha da olamaz zaten. Bu çalışmayı anlamak için kazandığınız bir şeyi geri kaybetme korkusunu yaşamanız gerekmektedir. O da, şu zamanki neslin hiç tatmadığı bir gerçek.


İşte benim son senfonime geldik. Başlı başına, Allah'ın ilhamıyla RETürk'ün tüm evrelerini anlatan bir şaheser çalışması bana göre. Kuvvetle muhtemel bu bannerı, yönetimdeki kimse beğenmeyecektir; ancak bir daha başka banner yapmayacağımdan dolayı kimsenin düşüncesini almak istemedim. Hemen bu afişin anlatmak istediklerine geçelim. Yalnız şunu söylemeliyim ki, çalışmayı kendi gözümden anlatacağım için sizin fikirlerinizle uyuşmaması normal olabilir.

Genel şekli itibariyle gözde çok hoş bir izlenim bırakırcasına bu denli iyi harmanlanmış bu çalışma, altında yatan gerçeğin anlatılmasına gerek kalmaksızın inceleyicisini etkiliyor. Buna rağmen çalışmada kullanılan her şeyin bir anlamı var.

İlk olarak köşelerdeki yeşil alanları ve Wesker ile RETürk simgesinin, oraları yararcasına çıktıkları durumu açıklayayım. Tüm yazı boyunca RETürk'ün tasarım evrelerini anlatmıştım. İşte o kısım; çöküşten sonraki evrede, daha kendimize gelememişken tasarımdaki ana rengin yeşil yoğunlukta olmasına işaret ederken; Wesker ile RETürk simgesinin kendini gösterişiyse, sitenin yeniden kendine has bir şekilde dizayn edilerek arayışta olduğu özünü, yani Resident Evil Türk'ün bizzat kendisini bulduğunu simgeliyor. Daha önceden tasarımın, RETürk simgesini taşıyamadığını belirtmiştim. İşte buradaki yerde, çöküşten sonraki o devreyi atlattıktan sonra sitenin, RETürk simgesini taşıyacak niteliğe ulaştığı özetleniyor.

Karanlıklara gömülü Umbrella logosu, çöküşün geride kaldığını; ama bizi biz yapanın o çöküş olduğundan dolayı her zaman etkilerinin yaşanacağını ifade ediyor. Bununla birlikte bannerın ortasında kaybolmaya yüz tutmuş gibi görünen mavi patika, ilerldiğimiz yolu ve bu yolu kaybetmek istemediğimizi tasvirliyor. Daha doğrusu en azından ben unutmak istemiyorum. Ne de olsa eskittiğimiz o yol, bazı zamanlar bana gözden kaçırdıklarımı yeniden değerlendirme şansı sunuyor.

Wesker ile RETürk simgesi arasındaki ilişkiyse tam anlamıyla Resident Evil Türk'ün maneviyatını kapsıyor. Görüldüğü gibi her ikisi de küllerinden meydana gelerek oluşuyorlar; ama bu küller, öyle yoktan var olan küller değiller, aksine karşılıklı olarak kendi külleri. Sonuç olarak bizim için Wesker, bu sitenin özdeşleştiği bir karakter demek. Yani Wesker'i, rahatlıkla RETürk yerine koyabildiğimiz gibi Wesker'ı da RETürk yerine koyabiliyoruz. Buradaysa o ilişki aktarılmaya çalışılmış, dikkat edilirse her ikisi arasındaki küllerde bir tür bağ, bir tür birleşme var ve hatta daha da dikkat edilirse bu küllerin zerrecikleri, yukarıdaki ışık huzmesine kadar gidiyor.

Işık huzmesi demişken, önceden sözünü ettiğim bu kısmı açıklama zamanı da geldi. Karanlık bulutların arasında oluşan bir ışık patlamasıyla dikkat çeken bu ışık huzmesini anlamak için bannerda yazılı olan cümleleri buraya da yazmam gerekiyor.

"Her şey bitip de karanlık çöktüğünde, bir ışık göreceksin. O ışığın sonunda kaybettiklerin, seni bekliyor olacak."

İlk cümlede karanlık çöktüğünde kısmını, karanlık bulutlarla tasvir etmeye çalıştım. İkinci cümlede ışığa yüklenen anlama yer verilmiş. Demek isteniyor ki; yani hâlâ umutlarınız varsa, pes etmemişseniz ve Allah diliyorsa, enkazın altından kaybettiklerinizi çıkarabilirsiniz. Umarım yeterince iyi anlaşılmıştır.

Evet, benden bu kadar. Bu banner, yaptığım son banner idi, bir daha böylesini yapabilir miyim bilemiyorum, daha doğrusu bir daha Allah böyle ilham eder mi asıl onu bilemiyorum. Bildiğim tek bir şey var ki, o da artık RETürk'ün, iki tane simgesel bannera sahip olduğu. Bu banner da hiç eskimeyecek nitelikte bir özelliğe sahip diye düşünmekteyim.

Yazımın başlangıcında da bir sanatçı ya da bir tasarımcı olmadığımı belirtmiştim. O yüzden sanattan bahsetmek benim için kolay olmuyor; ama bir şeylerin içine hissettiklerimi, düşündüklerimi aktarmak, beni sanatçı yapmasa da sanatsal düşünen biri yapar sanırım. Yaptıklarım anlamsız değil, yalnızca hitap edeni az. İşte bu yüzden, kendi duygularımı çalışmalarıma aktarabilmek için sanat, sanat içindir görüşünü benimsedim.
« Son Düzenleme: Ocak 01, 2012, 13:18:06 Gönderen: DWG22 » Logged

L£oN
Oğuzhan K.
R.P.D. Memuru
*

Toplam Puan : 309
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Birim:
Mesaj Sayısı: 1207



« Yanıtla #1 : Ocak 04, 2012, 01:29:56 »

Öncelikle anlatımın ve örneklendirmelerin çok güzel olduğunu ve düşüncene sonuna kadar katıldığımı belirtmek istiyorum.Evet, sanat sanat içindir.Eğer sanatı hak eden bir toplum yoksa bu böyledir.Dediğin gibi de toplum için yapıldıkça zaten sanat anlamı yok olmaya başlıyor.İlk eserinden son eserine ne kadar yol katettiğini görüyoruz zaten."Son senfoni" bana "Nihai Getsuga Tenshou"yu çağrıştırdı.Ne demek istediğini anladığımı düşünüyorum.Sanat eseri biriciktir ve tektir bir anda ve ya baskı altında  değil, uzun uğraşlar sonucu haya gücüyle sanatçının imgelerinin zenginliğiyle bir bütün halde ortaya çıkar.Tekrar eline sağlık usta Forever Sana neden usta dediğimi bir kez daha anladım Forever
Logged

DWG22
Denetmen - Site Yöneticisi
*

Toplam Puan : 1553
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Birim:
Mesaj Sayısı: 8671



« Yanıtla #2 : Ocak 04, 2012, 02:08:52 »

Teşekkür ederim Oğuzhan. Evet, tam olarak dediğin gibi Nihai Getsuga Tenshou Smiley Forever Yalnız tahminim doğru çıktı, pek beğenen olmadı Grin
Logged

L£oN
Oğuzhan K.
R.P.D. Memuru
*

Toplam Puan : 309
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Birim:
Mesaj Sayısı: 1207



« Yanıtla #3 : Ocak 04, 2012, 02:14:23 »

Belki okumadılar bile yada sanat görüşleri farklıdır.Smiley
Logged

wesker_excella
Dilay
Özel Üye
*

Toplam Puan : 1285
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Birim:
Mesaj Sayısı: 2139


"i don't need anyone else.."


WWW
« Yanıtla #4 : Ocak 04, 2012, 10:28:26 »

Ben okudum yazdığın yazıyı Bilâl abi.Gerçekten yazdığın yazı çok güzel.Ayrıca bu güne kadar forum için yaptığın resimleri ben çok beğendim. Forever Baştakinlerde duygu olmadığını söylesende.Duygusu olmasada o resimler çok güzeldi.Son forum için yaptığın resimide ben çok beğendim.Bugüne kadar yaptığın forum için resimlerin hepsi ayrı bir şaheser. Forever Tasarım forumun ayrılığını ve değişikliğini gösteriyor.Ellerine sağlık. Forever Wink
Logged

DWG22
Denetmen - Site Yöneticisi
*

Toplam Puan : 1553
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Birim:
Mesaj Sayısı: 8671



« Yanıtla #5 : Ocak 04, 2012, 12:50:21 »

İlk öncelikle yazıyı okuma yükünün altına girdiğin için, sonra da yorumun için teşekkür ederim Dilay Smiley
Logged

hacı mehmet
jack krauser
Profesyonel Resident Evil Fanı
*

Toplam Puan : 84
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 422



« Yanıtla #6 : Ocak 04, 2012, 13:57:07 »

yazın mükemmeldi ama sanatçı toplumdan bir parçayken toplumun izlerini  taşırken
yaptığı çalışmalarda o toplumdan izler bulunmazmı sonunda eser toplumdan bir parça olarak ortaya çımazmı farzı muhal pakistanda yıkılan budda heykelleri   pek çok kimse  için  ve  odinin  mensupları için büyük anlam taşıyan  tarihi  sanatsal bi yapıyken benim için sadece bir put parçası değeersiz bir yapıdır sanatçı istemese bile  sanatını  toplum için icra etmezmi    bu arada7. ve 9. bannerler mükemmeldi
Logged

DWG22
Denetmen - Site Yöneticisi
*

Toplam Puan : 1553
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Birim:
Mesaj Sayısı: 8671



« Yanıtla #7 : Ocak 04, 2012, 14:01:30 »

Oradaki putlar, zaten toplumsal amaçlı yapılmışlar. Ben sitenin tasarımı, bu düşüncem üzerinden anlattım yalnızca Cheesy Yoksa benim için de Picasso'nun hiçbir çalışması sanat değeri taşımaz Grin
Logged

Turambar
Gelişen Resident Evil Fanı
*

Toplam Puan : 49
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 78


You want S.T.A.R.S? I'll give you S.T.A.R.S!


« Yanıtla #8 : Ocak 06, 2012, 02:26:35 »

Yazını iki kere okuyan biri olarak her şeyden öte bu nutkun bir erdemliliktir. Herhangi bir grup illa toplum kadar büyük olmasa da zaten şuursuzsa, ilgilendiğin konuları paylaşmak yerine olay yavaş yavaş paylaşmamaya gider fakat hala ilgilenmeye devam edersin. Biraz senin toplumculuktan bireyselliğe geçişini buna benzettim ki bu tarz düşüncede hak vermemek elde değil. Toplumcular da sanat için sanatçılar da farklı şekillerde ihlam aldıkları için o veya bu şekilde mükemmele doğru yaklaşılabilir ama "hödük" bir toplum tabiki olsa olsa kambur olur. Yazı için teşekkürler, biraz bu şekilde paylaşımları da görmek güzel.

Sanat için mi toplum için mi olayına hiç girmeyeceğim çünkü hem konu sapar hem de haklı-haksız diye bir taraf yok Smiley
« Son Düzenleme: Ocak 06, 2012, 02:27:31 Gönderen: Turambar » Logged

The division that at the middle of Umbrella's affairs...
DWG22
Denetmen - Site Yöneticisi
*

Toplam Puan : 1553
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Birim:
Mesaj Sayısı: 8671



« Yanıtla #9 : Ocak 06, 2012, 02:46:30 »

Haliyle tarafsızlık yok Grin Zaten benim yaptığım, bu düşünce üzerinden site tasarımını anlatmaktı. Diğer yandan bu türden düşünceler farklılık gösterir. Ben de o yüzden kendi düşüncemi savunmadım, inandığım şeyi açıkladım Grin Tabii ki bu işin basit yani. Yazımda da dediğim gibi bu yazıda, asıl olarak RETürk'ün düşünce ve kavramsallık yönü üzerinde durmaya çalıştım Forever Heehaw
Logged

Sayfa: [1]   
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.19 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
SimplePortal 2.3.4 © 2008-2011, SimplePortal

ReTürk Theme by DWG22
XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
Bu Sayfa 0.081 Saniyede 36 Sorgu ile Oluşturuldu
ReTürk Team