logo
Ana Sayfa   Forum   Ara Takvim Giriş Yap Kayıt
*

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

Sayfa: [1]   
  Yazdır  
Gönderen Konu: Mutasyon Tanımı  (Okunma Sayısı 5327 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
DWG22
Denetmen - Site Yöneticisi
*

Toplam Puan : 1553
Çevrimiçi Çevrimiçi

Cinsiyet: Bay
Birim:
Mesaj Sayısı: 8664



« : Ekim 16, 2010, 21:02:58 »

Mutasyon - 1

Mutasyon, DNA'daki bozulmadır. Bireyin kalıtsal özelliklerinin ortaya çıkmasının sağlayan genetik şifre herhangi bir nedenden dolayı (X ışını, radyasyon, ultraviyole, bazı ilaç; ve kimyasal maddeler, ani sıcaklık değişimleri ) bozulabilir. Bu durumda DNA'nın sentezlediği protein veya enzim bozulur. Böylece canlının, proteinden dolayı yapısı, enzimlerinden dolayı metabolizması değişebilir.


Mutasyonlar, canlı hücresinin çekirdeğinde bulunan ve genetik bilgiyi taşıyan DNA molekülünde, radyasyon veya kimyasal etkiler sonucunda meydana gelen kopmalar ve yer değiştirmelerdir. Mutasyonlar DNA'yı oluşturan nükleotidleri tahrip eder ya da yerlerini değiştirirler. Çoğu zaman da hücrenin tamir edemeyeceği boyutlarda birtakım hasar ve değişikliklere sebep olurlar.

Dolayısıyla evrimcilerin arkasına sığındıkları mutasyon, hiç de sanıldığı gibi canlıları daha gelişmişe ve mükemmele götüren tılsımlı bir değnek değildir. Mutasyonların net etkisi zararlıdır. Mutasyonların sebep olacağı değişiklikler ancak Hiroşima, Nagazaki veya Çernobil'deki insanların uğradığı türden değişiklikler olabilir: Yani ölüler, sakatlar ve hastalar...
Bunun nedeni çok basittir: DNA çok kompleks bir düzene sahiptir. Bu molekül üzerinde oluşan herhangi rastgele bir etki organizmaya ancak zarar verir. Mutasyonlar küçük, rastgele ve zararlıdırlar. Çok ender olarak meydana gelirler ve en iyi ihtimalle etkisizdirler. Bu dört özellik, mutasyonların evrimsel bir gelişme meydana getiremeyeceğini gösterir. Zaten yüksek derecede özelleşmiş bir organizmada meydana gelebilecek rastlantısal bir değişim, ya etkisiz olacaktır ya da zararlı. Bir kol saatinde meydana gelecek rastgele bir değişim kol saatini geliştirmeyecektir. Ona büyük ihtimalle zarar verecek veya en iyi ihtimalle etkisiz olacaktır. Bir deprem bir şehri geliştirmez, ona yıkım getirir.1
Nitekim bugüne kadar hiçbir yararlı mutasyon örneği gözlemlenmedi. Tüm mutasyonların zararlı olduğu görüldü.
Çoğu kimse, bilinen tüm mutasyon örneklerinin zararlı olduğu sonucu karşısında şaşıracaktır, çünkü mutasyonlar evrim sürecinin gerekli bir parçasıdır. Nasıl olur da iyi bir etki-yani bir canlının daha gelişmiş canlı formlarına evrimleşmesi-pratikte hepsi zararlı olan mutasyonların sonucu olabilir.
O zamandan bu yana yapılan bütün "faydalı mutasyon oluşturma" çabaları da başarısızlıkla sonuçlandı. Evrimciler, çok hızlı ürediği ve mutasyona uğratılması kolay olduğu için, meyve sinekleri üzerinde onyıllarca mutasyon denemeleri yaptılar. Bu canlılar olabilecek her türlü mutasyona milyonlarca kez uğratıldı. Ama tek bir faydalı mutasyon gözlemlenmedi. Bu çok çarpıcı ama bu kadar da gözden kaçırılan bir gerçektir: Altmış yıldır dünyanın dört bir yanındaki genetikçiler evrimi kanıtlamak için meyve sinekleri yetiştiriyorlar. Ama hala bir türün, hatta tek bir enzimin bile ortaya çıkışını gözlemlemiş değiller.

Sayısız genetikçi meyve sineklerini nesiller boyunca sayısız mutasyonlara maruz bıraktı. Peki sonuçta insan yapımı bir evrim mi ortaya çıktı? Maalesef hayır. Genetikçilerin ürettikleri canavarlardan sadece pek azı beslendikleri şişelerin dışında yaşamlarını sürdürebildiler. Pratikte mutasyona uğratılmış olan tüm sinekler ya öldüler, ya sakat ya da kısır oldular.

İnsan için de durum aynıdır. İnsanlar üzerinde gözlemlenen tüm mutasyonlar zararlıdır. Tıp kitaplarında "mutasyon örneği" olarak anlatılan mongolizm, Down Sendromu, albinizm, cücelik, orak hücre anemisi gibi zihinsel ya da bedensel bozuklukların ya da kanser gibi hastalıkların her biri, mutasyonların tahrip edici etkilerini ortaya koymaktadır. Elbette ki insanları sakat bırakan ya da hasta yapan bir süreç, "evrim mekanizması" olamaz.

Mutasyonların neden evrimci iddiayı destekleyemeyeceklerini üç ana maddede özetlemek mümkündür:

Mutasyonlar her zaman zararlıdır:
Mutasyonlar rastgele meydana geldikleri için hemen hemen her zaman mutasyon geçiren canlıya zarar verirler. Mantık gereği, mükemmel ve karmaşık olan bir yapıya yapılacak herhangi bir bilinçsiz müdahale, o yapıyı daha ileri götürmez aksine tahrip eder. Nitekim hiçbir gözlemlenmiş "faydalı mutasyon" yoktur.

Mutasyon sonucunda DNA'ya yeni bilgi eklenmez:

Mutasyon sonucunda genetik bilgiyi oluşturan parçalar yerlerinden kopup sökülür, tahrip olur ya da DNA'nın farklı yerlerine taşınır. Ama mutasyonlar hiçbir şekilde canlıya yeni bir organ ya da yeni bir özellik kazandırmazlar. Ancak bacağın sırttan, kulağın karından çıkması gibi anormalliklere sebep olurlar.

Mutasyonun bir sonraki nesile aktarılabilmesi için, mutlaka üreme hücrelerinde meydana gelmesi gerekir:
Vücudun herhangi bir hücresinde veya organında meydana gelen değişim bir sonraki nesle aktarılmaz. Örneğin bir insanın gözü, radyasyon ve benzeri etkilerle mutasyona uğrayıp orijinal formundan farklılaşabilir, ama bu kendisinden sonraki nesillere geçmeyecektir.
Canlıların evrim geçirmiş olmaları mümkün değildir, çünkü doğada onları evrimleştirebilecek bir mekanizma yoktur. Nitekim fosil kayıtlarına baktığımızda da, bu imkansız senaryonun zaten yaşanmadığını görürüz.
Logged

DWG22
Denetmen - Site Yöneticisi
*

Toplam Puan : 1553
Çevrimiçi Çevrimiçi

Cinsiyet: Bay
Birim:
Mesaj Sayısı: 8664



« Yanıtla #1 : Ekim 16, 2010, 21:03:09 »

Mutasyon - 2

SOMATİK MUTASYON

Genler ya da kromozomlar, ya somatik ya da germinal dokuda mutasyona uğrarlar.Gelişen somatik dokunun
bir tek hücresinde eğer (somatik) bir mutasyon olursa bu öncül mutant hücreden bir popülasyon gelişebilir.Bir öncül hücreden eşeysiz olarak türeyen benzer hücreler topluluğu bir klondur.Mutasyon,gelişimin ne kadar erken evresinde olursa,mutant bölge de o kadar büyük olacaktır
Diploid hücrelerde,bir nt (başat) mutasyon içeren hücre ya da hücre kolonisinde fenotipin ortaya çıkması beklenir.Diğer taraftan,bir resesif (çekinik) mutasyon,normal alel tarafından gizlendiği için ifade edilemeyecektir.Ender de olsa,ikinci bir mutasyonla homozigot çekinik mutasyon oluşabilir.Daha da açıklamak gerekirse,somatik hücrelerde otozomal çekinik alel oluşturan mutasyonlar çok ender olarak bir sonuç oluşturabilirler.Çünkü bu tip mutasyonların çoğu,işlevsel (başat) benzerleri tarafından maskelenir.Eğer mutasyonlar başatlarsa ya da X'e bağlı çekiniklerse kendilerini hemen ifade edebilirler.
Gelişimini tamamlamış bir organizmanın bir hücresinde oluşan bir somatik mutasyonun sonuçları neler olabilir? Hücre hasar görebilir,hücre ölebilir ya da kansere dönüşebilir.Eğer mutasyon, bölünmesi devam eden bir dokunun hücresinde oluşmuşsa, mutant bir koloni oluşma olasılığı vardır.Eğer mutasyon bölünme sonrası oluşur ve bundan sonra hücre bölünmesi gerçekleşmezse fenotipik etkisi önemsenmeyebilir.Ancak kansere neden olabilecek mutasyonların önemi büyüktür.Kanser nedeni mutasyonlar,çoğu hücre bölünmesiyle bağlantılı proto-onkogen olarak tanımlanan bir grup gende oluşur.Somatik mutasyonlar hiç bir zaman sonraki kuşaklara aktarılamaz.

GERMİNAL MUTASYON

Yumurta,sperm ve bu hücreleri oluşturan öncül hücrelerdeki mutasyonlardır.Bir germinal mutasyon,gelişim sırasında cinsiyet hücrelerinin oluşumuna ayrılan özel (germ line) dokusu içinde oluşan mutasyonlardır.Eğer döllenmeye mutant bir eşey hücresi katılırsa bu mutasyon dölden döle aktarılır.Normal fenotipi ve normal atası olan birisi,farkedilemeyen mutant eşey
hücrelerine sahip olabilir.Erkek ya da kadının gametlerindeki otozomal çekinik bir mutasyon,heterozigosite nedeniyle ortaya çıkan alelin toplumda yayılıncaya kadar pek çok kuşakta farkedilemeyebilir.Yeni alel,yalnızca homozigot koşulda iki kopyayı biraraya getiren bir evlilik şansıyla ortaya çıkabilir.
Logged

DWG22
Denetmen - Site Yöneticisi
*

Toplam Puan : 1553
Çevrimiçi Çevrimiçi

Cinsiyet: Bay
Birim:
Mesaj Sayısı: 8664



« Yanıtla #2 : Ekim 16, 2010, 21:03:18 »

Mutasyon - 3

MUTASYONLAR NE KADAR YAYGINDIR ?

Mutasyon hızları tüm canlılarda oldukça düşüktür.Mutasyonların sıklığı türlere ve aynı organizmada genlere göre değişebilmektedir.Mutasyonların ölçümünde iki tanımlama kullanılır:mutasyon oranı (rate) ve mutasyon sıklığı (frekans).Mutasyon oranı,belirli bir zamanda oluşan mutasyon sayısı olarak ifade edilir.Genellikle kullanılan zaman birimi hücrelerin çoğalması için gereken zaman,bir organizmanın oluşması için gerekli zaman ya da hücre bölünme süresidir.Kısaca herbir hücre bölünmesi başına düşen mutasyon sayısıdır.Örneğin E.coli'de herbir soy (jenerasyon) başına herbir gendeki kendiliğinden oluşan mutasyon oranı 10-6 -- 10-7 arasındadır. Ancak kendiliğinden de olsa mutasyonların normal dağılımdan daha yüksek oranda ve daha az oranda görüldüğü duyarlı bölgeler de vardır.RNA virusları çok daha yüksek mutasyon oranına sahiptir; herbir replikasyon başına herbir genomda bir mutasyon oluşabilmektedir. Mutasyon sıklığı,bir hücre ya da birey topluluğu içindeki özgün bir mutasyon tipinin (ya da mutantın) sıklığıdır.Basitçe bir topluluktaki mutantların toplam organizmaya bölünmesiyle elde edilen veridir

MUTASYONLARIN UYARTIMI ve MUTAJENLER

Kendiliğinden oluşan mutasyonların oranını arttıran etkenlere mutajenik faktörler (=mutajenler) denilir. Mutajenler fiziksel ve kimyasal olmak üzere iki grupta toplanabilir.Örneğin etkiledikleri dokuda iyon oluşturma özelliğine göre iyonize ya da iyonize olmayan radyasyonlar fiziksel mutajenlerdir.X ve gama ışınları ıyon oluşturur,fakat ultraviyole (UV) ışınları oluşturamaz.Hergün çevremizde bizi etkileyen pekçok kimyasal madde, çevre kirleticileri (sigara dumanı,pestisitler,endüstriyel ürünler ve atıklar),besinlerimizdeki doğal ya yapay kimyasal maddeler kimyasal mutajenlerdir.Mutajenlerin fenotipik etkileri oldukça özgündür.Özgünlük, farklı işlergelerden (mekanizmalardan) kaynaklanır.Örneğin UV ışınları ve EMS (etilmetanosülfonat) GC AT (transisyon) mutasyonunu,AFB1 (aflatoksin B1) GC  TA (transversiyon) mutasyonunu uyartır. DNA'daki mutasyona duyarlı bazı bölgeler de mutasyon oranının artmasında rol oynar DNA'daki metillenmiş sitozin adacıkları buna örnektir.


Mutajenlerin kanserojenik özelliği

Eşey hücrelerindeki kalıtsal değişikliklerinin yanında mutajenler,somatik hücrelerde kanserle ilgili genlerde mutasyonları uyartarak kanserlere neden olabilmektedir.Çünkü DNA'daki kalıcı bir değişiklik bölünmeyle ortaya çıkan yeni hücrelerde de kendini göstermektedir. Çok aşamalı kanser oluşum iyle açıklandığı gibi bu hücrelerin kendiliğinden ya da mutajenlerin etkisiyle ek mutasyonlara uğraması sonucu çeşitli tümörler oluşabilmektedir.Ames testi ve diğer mutajenite testleriyle elde edile sonuçlara göre bilinen kanserojenlerin yaklaşık %90 kadarı aynı zamanda mutajeniktir.Buna karşın tüm mutajenlerin potansiyel kanserojen olabilecekleri söylenebilir.
Logged

DWG22
Denetmen - Site Yöneticisi
*

Toplam Puan : 1553
Çevrimiçi Çevrimiçi

Cinsiyet: Bay
Birim:
Mesaj Sayısı: 8664



« Yanıtla #3 : Ekim 16, 2010, 21:03:25 »

Mutasyon - 4

RADYASYON ve MUTASYON

Radyasyon bir çok insanın düşündüğü gibi 1900'lü yıllarda keşfedilmesi ile ortaya çıkan bir tehlike değildir. Tam aksine ilk çağlardan beri vardır. Ancak, teknolojinin ve sanayileşmenin gelişmesi, uranyum elementinin eldesi ve kullanılması ile radyasyonun etkileri giderek artmıştır. Radyasyon üreten bir çok kaynak vardır. Bunlardan televizyon gibi elektronik cihazlar, X-ışını üreten tıbbi ve endüstriyel röntgen cihazları en sık karşılaşılanlardır. En önemli bir başka radyasyon kaynağı da nükleer reaksiyonlardır. Nükleer denemelerde (atom ve hidrojen aları) reaksiyon sonucu oluşan ürünler radyoaktif olduklarından reaksiyonlar dursa da radyasyon uzun zaman devam eder.Radyasyon denince ilk akla gelen X ve gama ışınlarıdır. Her iki ışınında enerjisi çok yüksektir. Bu yüzden bu ışınların maddelere nüfuz etme özellikleri çok fazladır.Alfa ve beta ışınları atomun çekirdeğinden kaynaklanan radyoaktif ışınlardır. Her iki ışın da belirli bir kütleye sahiptir. Alfa ve beta ışınları kütleleri ve elektriksel yüklerinden dolayı, X ve gama ışınlarına göre, maddelere daha az nüfuz ederler. Ancak, bu ışınların iyonlaştırıcı etkileri daha fazladır. Nötron ve proton ise kütleleri alfa ışınlarının dörte biri kadar olan nükleer taneciklerdir. Çeşitli nükleer reaksiyonlar sırasında çekirdekten kopan nötron ve protonlar insan sağlığı için en tehlikeli radyasyonlardır. Özellikle nötron, elektrik yükü olmadığından çok büyük nüfuz etme özelliğine sahiptir.Radyoaktif ışınların insan vücuduna etkisi bu ışınların hareketleriyle ilgilidir.Uzayda saniyede yaklaşık 300.000 km gibi çok yüksek hızlarla hareket eden bu ışınlar kolaylıkla insan vücuduna nüfuz edebilir ve vücudu oluşturan biyolojik hücrelere hasar verebilirler. Ayrıca, bu ışınların hücrelerin kimyasal yapılarını değiştirmeleri de mümkündür. Özellikle elektrik yüklü ışınlar saniyenin binde biri gibi çok kısa süre içinde hücre moleküllerini parçalayıp iyonlarına ayrıştırabilirler. Bununla birlikte, etrafta bulunan diğer hücreleri de fizyolojik görevlerini yapamaz duruma getirebilirler. Bütün bunların sonucunda radyasyona maruz kalan bir hücre ya ölür veya işlevini yitirir. Aslında az sayıda hücrenin ölmesi önemli değildir. Çünkü, normal yaşamda yıpranan hücrelerin ölümü ve yerlerine yenilerin doğması doğaldır. Ancak, yüksek radyasyon sonucu çok sayıda hücrenin aniden ölmesi veya normal çalışmasının bozulması canlının sağlığını önemli ölçüde etkileyecek bir olaydır.Hayati önemi fazla olan dokularda (kemik iliği, dalak, kan ve üreme hücreleri) radyasyonun etkisi daha erken görülür. Çünkü, bu hücreler daha çabuk çoğaldığından bir hücredeki hasar, sakat doğan yeni hücrelerle çığ gibi büyür. Bu ise uzun bir zaman dilimi içerisinde her an bir tümör olarak sonuçlanabilir. Radyasyonun kanserojen etkisi bu şekilde ortaya çıkmaktadır.En büyük tehlike ise hücre çekirdeği içindeki DNA'ların bozulmasıdır. DNA'lardan oluşan kromozomların yapılarının değişmesi, taşıdığı sırların kaybolması ve yeni genetik yapılı hücreler haline dönüşmesi sonucunda ebeveyne benzemeyen yeni bir genotip ortaya çıkar. Bu farklılaşmaya mutasyon adı verilir. Eğer bu durum, bireyin üreme hücrelerinde gerçekleşirse radyasyondan kaynaklanan bu değişiklik gelecek nesillere de aktarılır.


Radyasyon hücrelerde mutasyona sebep olur;bu radyasyonun hücrenin genetik kodlanmasını etkileyebilir ya da DNA'yı.Bu da hücre bölündüğünde ve çoğaldığında bazı anormalliklere sebep olur.Bu durumda,üç olası durum vardır:
*Hücre bağışıklık sistemi tarafında yok edilebilir.
*Hücre yaşamını sürdürebilir fakat bazı fonksiyonlarını kaybeder.
*Hücre yaşamını devam ettirir fakat artık fonksiyonsuz bir haldedir.
İlk iki durumda,organizma üzerinde herhangi bir etki yoktur.Üçüncü olasılıkta ise,hücre fonksiyonelsizliği kanser,geri döndürülemez hatalar ya da genetik etkilerle sonuçlanabilir.
Logged

DWG22
Denetmen - Site Yöneticisi
*

Toplam Puan : 1553
Çevrimiçi Çevrimiçi

Cinsiyet: Bay
Birim:
Mesaj Sayısı: 8664



« Yanıtla #4 : Ekim 16, 2010, 21:03:34 »

Mutasyon - 5

Mitokondrinin Önemi 1

Son yıllarda mitokondrinin önemi oldukça artmış ve bilim adamlarının yaşamın sırlarını çözmek için başvurdukları en önemli yapılardan biri olmuştur.Hücre içinde bakteri benzeri bir yapı olan mitokondri,doğmadan önce kaderimizi belirliyor,sağlığımızı etkiliyor,hatta ne zaman öleceğimizi bile biliyor.Mitokondrinin gizi çözüldükçe,mutasyon geçirmiş mitokondrilerin hücreye etkileri ve yol açtığı hastalıklar tedavi edilebilecektir.
Star Wars Episode 1 filminde Jedi şövalyelerini eğiten üstad Qui-Gon Jinn şövalyelerin sahip olduğu doğaüstü güçlerin "midi-klorian" adı verilen mikroskobik yaşam şekillerinden kaynaklandığını açıklar.Bu midi-klorianlar canlı hücrenin içinde yaşarlar ve "Güç"ün istekleri doğrultusunda organizmayı yönlendirirler.
Bu filmi New York'ta 10 yaşında oğlu ile izleyen Columbia Üniversitesi genetik bölümü öğretim görevlilerinden Erich Schon,yıllardır üzerinde çalıştığı bir konunun böyle hiç ummadığı bir zamanda karşısına çıkmasını hiç beklemeiyordu."Midi-klorian sözcüğü kulaklarımda a gibi patladı" diye konuşan Schon "Bir kavram bundan daha net bir şekilde tanımlanamazdı" diyor.Jedi lisanında midi-klorian.mitokondri demekti.Mitokondri,vücudumuzdaki hücrelerde yaşayan, bakteri benzeri mikroskopik yapılardır.


"Bu alandaki gelişmeler göz ardı edilemeyecek kadar önemli" diye konuşan Kuzey Carolina Üniversitesi'nden John Le Masters "Mitokondrinin yetenekleri ve kapasitesi konusunda henüz çok az şey biliyoruz" diyor.Le Masters geçen aylarda Santa Fe'de mitokondri konusunda düzenlenen uluslararası kongreyi yönetti.
İnsan hücresi yaklaşıl 10 bin gen içerirken,her bir mitokondride yalnızca 37 gen bulunuyor.genetik envanterimize bu kadar küçük sayıda katkıda bulunan bir organizmanın söz hakkının da içerdiği gen sayısı ile doğru orantılı olduğu sanılabilir.Ancak görülüyor ki,gerçek bunun tam aksi.Mitokondri gen haritası üzerinde mutlak bir veto hakkına sahip.Geçen yıllarda Princeton İleri Araştırmalar Enstitüsü'nden David Krakauer ve Alex mira'nın sunduğu bir araştırma raporu,mitokondrinin bu özelliğini çok ilginç bir araştırma sonucu ortaya çıkartmıştır.İki bilimadamı bu sonuca varmak için kadınların yumurtlama döneminde hangi hücreler sahip olduklarını araştırdı.
Mira ve Krakuer, "atrezi" denilen gelişmekte olan dişi embriyonun yumurtalığında meydana gelen gizemli işlemi araştırmakla işe başladılar.Atrezi,gelişmekte olan yumurtalığın içindeki 5 milyon yumurtanın yüzde 80'inin programlı bir hücre ölümü sonucu telef olması demektir.Hücre ziyanı olarak nitelendirilebilecek bu olgunun gizemli bir yararı vardır.bu işlemden doğmamış kız bebek değil,onun gelecekteki çocukları yarar sağlar.Mitokondri,hücrlere enerji sağlama görevini yerine getirirken,mitokondriyal DNA'nın(mtDNA) çekirdeğin kromozomlarındaki DNA'larla mükemmel bir uyum içinde olması gerekir.Ortaklarda oluşabilecek en küçük bir değişiklik bile felaketle sonuçlanır.Özgül bir çekirdek ile "memnun mesut" bir yaşam sürdüren mitokondri,bir diğeri ile ters düşebilir.Atrezi denilen işlem yardımıyla,embriyo çok sayıda eşleşmeyi eleyerek gelecekteki çocukların böyle bir sorun yaşamasını önler.
Krakauer ve Mira teorilerini farklı türleri karşılaştırarak test ettiler.Daha az sayıda çocuk doğuran canlıların,yumurtalarını daha titiz bir şekilde elediklerini öne süren bilimadamları,bu türlerin her yumurtaya daha az sayıda mitokondri yerleştirdiği gibi izlenime kapıldı.Böylece hatalı olanlar,uyumlu olanların arasına karışmayacaktı.Krakauer ve Mira geçen yıl "Nature" dergisinde yer alan bir araştırma raporunda 17 farklı kaburgalı hayvanı incelediklerini ve öngörülerinin doğru olduğunu dile getirdiler.
Mitokondrideki mutasyonun üremeyi de etkileyeceği belirtilmiştir.1995 yılında Bath Üniversitesi'nden evrim biyoloğu Laurance Hurst,kendi cinsinden biri ile eşleşen organizmanın,iki cinsiyetli olan organizmalar oranla büyük bir dezavantajla karşı karşıya kaldığına dikkat çekerek, "Bunlar daha büyük bir mitokondriyal mutasyon tehlikesine maruz kalır" diyor.Bu tezine de şu örneği veriyor;rasgele bir mutasyonun,mitokondrinin önemli bir genindeki DNA'yı etkilediğini düşünelim.Bozuk olan mtDNA normalden küçük olacağı için hücreye zararlı olmasına karşın çok hızlı bir şekilde çoğalır.
Logged

Sayfa: [1]   
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.19 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
SimplePortal 2.3.4 © 2008-2011, SimplePortal

ReTürk Theme by DWG22
XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
Bu Sayfa 0.084 Saniyede 32 Sorgu ile Oluşturuldu
ReTürk Team